Tavsiyeler Hamilelik,kadınsağl…

June 17th, 2009 by kadinsagligi

Tavsiyeler

Hamilelik,kadınsağlığı gibi konularda bilgi için hamilelik, hamile kadın, gebe bayan, hamilelik gebelik, hamilelikte kadın, gebelikte bayan, gebelikte kadın, lohusalık, hamilelik genel bilgi, hamilemiyim, kadın sağlığı, kız oyunları gibi flash oyunları oynayabilmeniz için kız oyunları sitelerini tavsiye ediyoruz.

MEMEDE YUMRULAR

June 14th, 2009 by kadinsagligi

Memedeki yumruların büyük bir çoğunluğu habis değildir. Ne var ki, bir kısmı da habistir. Onun için bir şişkinlik fark ederseniz doktorunuzu arayın. Adet döneminizin sonunda iseniz birkaç gün beklemeyi tercih edebilirsiniz, çünkü yumru adet kanamasından sonra kaybolabilir, bu da onun zararsız bir kist olduğunu gösterir.

Belirtiler

- Memelerde bir veya daha çok yumru, ağrılı veya ağrısız olabilir;

- Meme başlarından yeşilimsi veya saman rengi bir salgı çıkabilir.

Selim bir durumun ortaya çıkardığı kistlere fibrokistik değişiklikler denir. (Bu duruma bazen kronik kistik mastitis, meme displazisi veya selim meme hastalığı da denir.) Kist, adet döneminin sonuna doğru, vücudunuz daha fazla sıvı tutmaya başladığında büyüme eğilimi gösteren sıvı dolu bir torbacıktır. Bazı kistler çok küçük olurlarken bazısı tavuk yumurtası kadar büyük olabilir. Bastırıldığında büyükler hafifçe şekil değiştirebilir ve cilt altında biraz hareket edebilir.

Kistlere neyin sebep olduğu bilinmiyor. Genellikle menopozdan sonra kaybolduklarına göre, büyük ihtimalle yumurtalık hormonlarıyla bir ilgisi olabilir. Memedeki yumrular kist veya kanser değilse, büyük ihtimalle fibroadenomlar (veya adenofibromlar) denilen ve daha çok genç kadınlarda görülen selim tümörlerdir. Bir fibroadenomun dokunulduğunda ele sert, düzgün, lastik gibi gelen, belirli bir şekli vardır. Cilt altında oynayabilir.

Başka tip yumrular da vardır. Şişlik bir enfeksiyondan veya ağır bir yara nedeniyle ortaya çıkabilir. Yumrunun sebebi lipom da (yağlı doku tümörü) olabilir. Özellikle süt kanallarında birini tıkıyorsa, kiste sebep verebilecek İntraduktal Papilloma da olabilir. Bu oluşumların hiçbiri habis değildir.

Teşhis

Doktorunuz başlıca kaygısı memenizdeki yumruların kanser olmadığından emin olmaktır. Eğer ele kist gibi gelen bir tek şişlik varsa, doktor ince bir iğne kullanarak içindeki sıvıyı çekmeye çalışabilir. Sıvı alınırsa yumru kaybolur bu da onun bir kist olduğunu gösterir. Bu sıvı habislik belirtisi aranmak üzere, laboratuvara gönderilerek analiz ettirilir. Eğer ailenizin geçmişinde meme kanseri varsa, bu testin mutlaka yapılmasını isteyebilirsiniz.

Eğer yumru ele kist gibi gelmiyorsa veya kist gibi olsa bile doktorunuz içindeki sıvıyı çekemiyorsa, mamogram (özel bir meme röntgeni) yaptırmanızı önerebilir. Eğer yumru yeterince büyükse, ultrasonografi de bazen yararlıdır. Sıvı alınamayan yumru da kist olabilir.

Eğer mamografi veya ultrasonografi içi boş bir kist değil de sert bir bölge gösteriyorsa, ikinci adım yumrunun ya bir kısmının veya hepsinin çıkarılarak mikroskop altında incelenmesi için biyopsi yapmaktır. Dokunun içinden çok küçük bir parça alınarak yapılan iğne ile biyopsi, doktorun muayenehanesinde ve lokal anestezi ile uygulanabilir. Ameliyat şeklinde yapılan biyopside yumrunun tümü kesilip çıkarılarak habis olup olmadığı incelenir (mamografi veya ultrasonografi yanıltıcı olabilir, iğne ile yapılan biyopside ise habis bir tümörün habis olmayan bir noktasından parça alınmış olabilir). biyopsi ameliyat şeklinde ise hastanede lokal anestezi ile veya bayıltılarak uygulanır.

Eğer habis değillerse, arada bir rahatsızlık vermenin dışında zararsızdırlar. Yapılan son araştırmalara göre, eğer memenizde fibrokistik değişimler varsa, kansere yakalanma ihtimaliniz herhangi birinden fazla değildir (daha eski çalışmalar ihtimalin hafifçe yüksek olduğunu söylüyordu). Ancak memesinde yumrular olan bir kadının habis bir tümörün oluştuğunu fark etmesi daha zordur.

ilaç Tedavisi

Kadınların çoğu aspirin gibi hafif ağrı kesiciler alırlar. Memeyi iyi bir şekilde taşıyacak bir sutyenin, hatta gece de, giyilmesi etkili olabilir. Danazol veya bromokriptin birçok kadının göğüs ağrılarını geçirirse de, hem hoş olmayan yan etkileri vardır hem de pahalıdır. Bazen E vitamini kullanılsa da yararlı olduğunu belirten somut kanıt yoktur.

Ameliyat

Kistler sadece kist olduklarının belirlenebilmesi için tetkik edilirler, yoksa çok acı vermedikleri ve içindeki sıvı boşaltıldıktan sonra yeniden büyümedikleri takdirde çıkartılmalarına gerek yoktur. Fibroadenoma veya diğer selim tümörler büyük veya ağrı verici değillerse kalabilirler. Lumpektomi (yumruların çıkarılması) hastanede yapılır ve genellikle gece kalmayı gerektirmez.

Beslenme

Sigara içiyor ve kafeinli maddeler tüketiyorsanız, bunları tamamen bırakmak veya azaltmak isteyebilirsiniz. Kanıtlar kesin değilse de, bazı kadınlar sigara ve kafeinli maddeleri bıraktıklarında memelerindeki yumruların küçüldüğünü bildirmişlerdir.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=739

MITTELSCHMERZ (ORTA AGRISI)

June 14th, 2009 by kadinsagligi

Mittelschmerz (orta ağrısı anlamına gelen Almanca bir sözcük) adet döneminin orta noktasında, yumurtlama sırasında ortaya çıkar. Birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilen, tipik künt bir ağrıdır. Az bir kanamayla birlikte veya tek başına olabilir. Sebebi belli değildir. Bir teoriye göre, yumurtalıkta yumurtayı salıvermek için aralanan folikülün içindeki sıvı karın boşluğuna kaçarak rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Kanamanın sebebi ise yumurtlama sırasında östrojenin aniden düşmesi olabilir.

Belirtiler

- Yumurtlama sırasında alt karın bölgesinde ağrı;

- Bazen ağrıyla birlikte hafif bir kanama.

Ağrının yeri ve zamanlaması genellikle “Mittelschmerz”in tanımlanmasına yardım eder. Bazı ender vakalarda ağrının şiddetli apandisitle karıştırılmasına neden olabilir. Bu rahatsızlık hiçbir önemli bozukluğun belirtisi değildir.

ilaç Tedavisi

Ağrıyı rahatlatmak için hafif bir ağrı kesici alabilirsiniz.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=744

MIYOMLAR

June 14th, 2009 by kadinsagligi

Miyom (fibroid) rahim duvarında veya ona yapışık olarak gelişen iyi huylu bir tümördür. Tek bir fibroid olabileceği gibi, birçok fibroid bir arada da bulunabilir. Bir bezelye kadar küçük ya da bir greyfurt kadar iri olabilir. Kadınların çoğunda hiçbir semptom hissedilmez (Fibroidlere, leyomiyom, miyom veya fibromiyom da denir).

Belirtiler

- Fazla miktarda ve uzayan adet kanamaları;

- Karnın alt kısmında veya sırtın altında ağrı veya baskı hissi.

- Karnın altında ani keskin sancı (Acil Durum Belirtisi)

Fibroidler normalde çok yavaş gelişirler. Ancak, östrojen seviyesinin artması halinde tepki verirler. Bu nedenle hamilelik devresinde veya östrojen takviyesi yapıldığında hızla büyüyerek yayılırlar. Menopozdan sonra, östrojen almamanız kaydıyla, tümörler genellikle küçülür, hatta bazen kaybolurlar.

Fibroidler nadiren habistirler ve çoğu pek sorun yaratmaz. Kadınlarda çok sık görülen bir oluşumdur. 35 yaşın üzerindeki kadınların yüzde 20sinde fibroid vardır. Fibroidiniz varsa, çok büyümediklerinden emin olmak için doktor kontrollerinizi aksatmamalısınız. Adet görürken kanamanız çok şiddetli oluyorsa, zaman içinde demir eksikliği sorunu ile karşılaşabilirsiniz. Fibroidler hamile kalmayı zorlaştırabilir ve eğer hamileyseniz düşüğe neden olabilir veya doğumu zorlaştırabilir.

Bazen rahim duvarına yapışık olan bir fıbroidin, kan ve oksijen ihtiyacı artar. Böyle bir durumda, karnınızın altında keskin bir acı hissedersiniz; bu acilen ameliyat yapılarak tümörün alınmasını gerektirir.

Teşhis

Doktor alt karın muayenesini yaparken varlıklarını hissedeceği için, fıbroidler genellikle kolay fark edilirler. Eğer ne oldukları konusunda şüphe varsa doktor bilgisayarlı tomografi veya ultrasonografi isteyebilir ya da, rahim duvarından doku örneği alabilmek için (küçük bir operasyon olan) kürtaj yapar.

Tedavi

Hiçbir belirti yoksa, tedaviye gerek olmayabilir. Belirtiler varsa ve çocuk doğurmayı planlamıyorsanız, doktorunuz histerektomi (rahmin alınması) önerebilir. Alternatif olarak yalnız fibroidlerin alınması düşünülebilir. Ancak, “miyomektomi” denilen bu işlem de büyük bir ameliyattır ve komplikasyon çıkma ihtimali, histerektomiye kıyasla daha fazladır. Vakaların yüzde 10 unda fibroid tekrar çıkar.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=745

NABOTH KISTI

June 14th, 2009 by kadinsagligi

Noboth kisti (Alman anatomisti Martin Nabouth un adı verilmiştir). Rahim boynundaki bir mukus bezi tıkanırsa ortaya çıkar. Bu durum, ya genellikle (doğumdan sonra olduğu gibi) yeni dokunun bezin üzerinde gelişmesi nedeniyle veya (yaşlı kadınlarda olduğu gibi) incelen rahim boynu dokusu doğal salgıları dur-durduğu için ortaya çıkar.

Belirtiler : Rahim boynunda muayene sırasında tespit edilen içi sıvı dolu bir yumru.

Genellikle alt karın muayenesi sırasında teşhis edilirler. Bir Naboth kisti çok ender olarak tedavi gerektirir.

Tedavi – Ameliyat

Gerekirse, kist koterize ederek (dağlayarak) veya cryosurgery (çok düşük derecede soğuk uygulamak) yöntemiyle çıkarılır. Operasyon muayenehanede ve genellikle lokal anestezi bile uygulamadan yapılır.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=746

Onkoplastik Meme Cerrahisi: Hastalığı Değil Hastayı Tedavi Etmek�

June 14th, 2009 by kadinsagligi

“Meme kanseri konusunda bilinçli ve erken tanı programlarına katılmış olan kadınlar, uygun ve hassas bir tedavi ile ödüllendirilmelidirler; ağır ve sıklıkla kabul görmeyen tedavilerle cezalandırılmamalıdır.” U.Veronesi

Meme kanseri tedavisinde eskiden memenin tamamını alarak hastalığı tedavi ediyorduk ama hastayı bir anlamda özürlü bırakıyorduk. Hastalıklar tedavi oluyor ama hastalar mutsuz oluyordu�

Meme kanseri nedeniyle memesini kaybeden hastalar için, son yıllarda umut verici gelişmeler söz konusudur. İster yeni meme kanseri olan, isterse daha önce meme kanseri nedeniyle memesini kaybetmiş hastalarda , artık yeniden meme oluşturmak zor değildir.

Meme Kanseri gibi bir moral bozucu bir durum, onkoplastik cerrahi sayesinde artık moral bozucu olmaktan kurtulmaktadır.

Özetle, modern meme cerrahisinde artık meme kaybına yol açmadan meme kanserini tedavi etmek asıl amaçtır.

Kadında Meme Kaybının Yarattığı Sorunlar ve Çözüm Önerileri

Meme kanseri kadınlarda görülen tüm kanserlerin üçte birini oluşturmaktadır. Amerika Birleşik devletleri�nde 85 yaşına kadar yaşayan her 9 kadından birinde hayatlarının bir döneminde meme kanseri gelişeceği öngörülmektedir. Görülme sıklığı nedeni ile meme kanseri bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmiş;erken tanı için mamografi (meme filmi) ve ultrasonografi gibi tarama yöntemleri geliştirilmiş, halkı bilinçlendirme programları (riskli grupların anlatılması,kadının kendi kendini muayene etmeyi öğretme vb) oluşturulmuştur. Bunlara paralel olarak meme kanserinin erken dönemde yakalanma olasılığı yükselmiştir.

Günümüzde meme kanserinin tedavisinde de önemli değişiklikler olmuştur. Hastaların büyük bölümünde hastalığın erken evrelerde yakalanması,radyoterapi ve kemoterapi yöntemlerinde kaydedilen gelişmeler sonucunda, önceleri uygulanan geniş ameliyatlar yerini daha fazla meme derisi (meme derisi koruyucu) ve meme dokusu (meme koruyucu) korumaya yönelik ameliyatlara bırakmıştır. Ayrıca dünyada değişen değerler sistemine paralel olarak , hekimlerin ilgisi meme kanserini tedavi etmenin yanı sıra, hastaların yaşam kalitesini korumaya ve hatta yükseltmeye yönelmiştir.

Bütün kanserlerin cerrahi tedavisinde olduğu gibi meme kanserlerinde de temel amaç tümörlü dokunun temizlenmesi ve hastanın hayatının kurtarılmasıdır. Diğer organ kanserlerinden farklı olarak, meme kanserli hastaların sıkıntısı,sadece kanser tanısının yarattığı sorunlar değildir. Memenin ameliyatla alınması (mastektomi) çoğu kadında ağır psikolojik etkilere sebep olabilmektedir. Meme kaybı sonrası kadınlarda, sıklıkla depresyon ve başka duygulanım bozuklukları, cinsel istek kaybı, beden algılamasında bozulma, dişilik özelliklerini kaybetme korkusu, hastalığın tekrarlamasına ilişkin endişeler, uygun giysi bulmada güçlük ve sütyen şeklinde dışardan uygulanan meme protezlerinin yarattığı sıkıntılar gibi bir dizi psiko-sosyal sorunlar gözlenmektedir. Yaşamın kırılma noktasının bu kadar yakınında olduğunu ansızın görmek,çok yönlü sorunlarla baş edebilmek ve “hayatı yaşamaya değer kılmaya” çalışmak çoğu zaman kadınları daha duygusal ve daha kırılgan hale getirmektedir. Sorunu dillendirmek ve çözüm aramak, “karımı bu haliyle de kabul ediyorum” diyen eşlerin,”hayatını bıraktı memesinin peşine düştü ” diyen yakın çevrenin ve “2 yıldan önce meme yapılmaz hanım” diyen bazı hekimlerin çapını daralttığı dairede, neredeyse imkansız hale gelmektedir. Kadının neyi,nasıl istediğini keşfetmeyi,kendini tanımayı ve çevreyi daha sağlıklı algılamasını sağlayacak psikiyatri desteği önerisi ise,çoğu zaman hem yakınları hem de hastanın kendisi tarafından geri itilmektedir.

Bu sorunlarla karşılaşacağını bilen,tahmin eden ya da duyan bir grup kadın memesini feda etmemek için cerrahı ile pazarlık yapmaktadır. Meme kaybına karşı talep edilen ameliyat şekli, memenin bir bölümünün korunarak (meme koruyucu cerrahi) kanserli dokunun çıkarılmasıdır. Ancak bu her zaman mümkün olmamakta,memenin tamamının alınması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu kritik noktada cerrahi ,kaybedilen memenin yerine yeniden meme yapılması imkanını sunmaktadır.

Mastektomi sonrası meme rekonstrüksiyonu (kaybedilen memenin yeniden yapılması,meme onarımı) adı verilen bu işlem kime, ne zaman ve nasıl yapılmaktadır, sakıncaları var mıdır?

Gelişmiş ülkelerde meme kanseri, içinde genel cerrahi, medikal ve radyasyon onkolojisi uzmanlarının yanı sıra onkoplastik cerrahların da bulunduğu bir ekip tarafından tedavi edilmektedir. Bu ekip ameliyat öncesi hastayı değerlendirip ve her bir hasta için en uygun tedavi seçeneğini belirlemektedir.

Meme onarımı üzerinde oldukça tartışılan ve araştırma yapılan konulardan birisidir. Onarımın, meme tümörünün doğal biyolojik seyrini değiştirebileceği, ek cerrahi girişimlerin bağışıklık sistemini zayıflatarak nüks oranlarını arttırabileceği ve nükslerin saptanmasını engelleyebileceği tartışmaların merkezindeki sorular olmuştur. Genel cerrahi ameliyatlarında yapılan değişiklikler (daha sınırlı cerrahi ve meme derisinin korunması), onarım yöntemlerinin gelişmesi,meme kanserinin biyolojik seyrinin daha iyi anlaşılması ve hangi hastaların anında veya geç meme onarımı için uygun olduğunun daha iyi belirlenmesi ile, önceki yıllarda meme rekonstrüksiyonuna karşı yöneltilen eleştiriler giderek azalmıştır.

Meme onarımı yukarda sıralanan psikolojik bozuklukları azaltmakta ve hastaların ruhsal durumlarını güçlendirerek hastalıkla daha iyi mücadele etmelerini sağlamaktadır. Bir araştırmada, tekrar meme yapımı uygulanan hastaların %76�sının, yapılan rekonstrüksiyonun kendilerine hastalıkları ile mücadelede yardımcı olduğunu ifade ettikleri bildirilmiştir.

Meme onarımı yapılacak hastaların seçimi

Genel olarak mastektomi yapılacak ya da daha önceden mastektomi uygulanmış olan her kadın potansiyel adayıdır. Ancak, mastektomi sırasında tekrar meme yapımı ameliyatlarını erken evre tümörü olan hastalara uygulamak yönünde genel bir eğilim mevcuttur. Diğer hastalarda, bu ameliyatın en azından daha ileri bir tarihte gündeme alınması, birçok cerrah tarafından daha akılcı bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir. Burada tedavi ekibine düşen görev hastalara ameliyatları hakkında ayrıntılı bilgi vermek ve seçimi hastaya bırakmaktır. Hastaları için zorlayıcı bir tutum içerisine girmek, ileride oluşabilecek sorunlar sırasında hastanın pişmanlık duymasına ve hekimini suçlamasına neden olabilecektir. Hekim hastanın gereksinimlerini ve arzularını iyi anlamalı, hastanın ruhsal durumunu, tümörün evresini ve rekonstrüksiyon olasılıklarını da göz önünde tutarak bir karar vermelidir.

Onkoplastik cerrah rekonstrüksiyona aday olan hasta ile uzun ve ayrıntılı bir görüşme yapmalı, var olan rekonstrüksiyon seçeneklerini, bunların avantaj ve dezavantajlarını ve olası yan etkilerini (komplikasyonlarını) açıklamalıdır.Çeşitli şekil ve fotoğrafların gösterilmesi hastanın yapılacak işlemi daha iyi kavramasına ve beklentilerinin daha gerçekçi olmasına yardımcı olacaktır. Ameliyata karar verdikten sonra hasta ve ailesiyle ikinci bir görüşme yapmak sıklıkla faydalıdır. Rekonstrüksiyon sonrası hasta memnuniyetini belirleyen önemli faktörlerden birisi de, hastanın rekonstrüksiyon için duyduğu isteğin yoğunluğudur. Bu nedenle hastanın ameliyatı başkalarının etkisi altında kalmadan istediğinden emin olunmalıdır. Rekonstrüksiyon yöntemi ayrıntılı olarak aktarıldıktan, alınabilecek iyi sonuçların neler olduğu anlatıldıktan ve olası komplikasyonlar açıklandıktan sonra bile, gerçek dışı beklentiler içerisinde olan hastaların ameliyat edilmesinden kaçınılmalıdır.

Ne yapılabilir?

Ameliyat öncesi değerlendirmede hastanın memesinin alınmasına karar verildi ise anında tekrar meme yapılabilir mi ?. Bu sorunun cevabı teknik olarak evettir

Özellikle meme derisinin korunduğu mastektomi (skin sparing mastektomi) yönteminde , memenin alındığı sırada yeniden meme yapılması işlemi teknik olarak çok daha kolay hale gelmiştir.

Yapılan çok sayıda araştırma, anında rekonstrüksiyonun güvenlikli bir yaklaşım olduğunu desteklemiştir . Anında yapılan ameliyatın ,hastanın psikolojik olarak daha az etkilenmesinin yanı sıra, teknik olarak da daha iyi estetik sonuç verir;tek ameliyat ve tek anestezi hem ameliyat travmasını azaltır hem de maliyeti düşürür

Bu ameliyatın yapılma sıklığı hastanın yaşı, girişimin yapılacağı merkez ve onkolojik cerrahın meme onarımına bakış açısı ile doğrudan ilişkilidir . Koltuk altı lenf bezlerinde metastaz olması , anında rekonstrüksiyon için bir engel değildir,ancak metastaz varlığı bu hastalara radyoterapi gerekebileceği ihtimalini oluşturur. Onarım yöntemi ne olursa olsun, onarım yapılmış bölgeye uygulanan radyoterapi yara iyileşmesinde bazı sorunların oluşmasına ve estetik açıdan istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Ayrıca kontrolsüz diyabet veya yüksek tansiyon, ileri kalp �damar hastalıkları, şişmanlık, ağır sigara tiryakiliği, bağ dokusu hastalıkları gibi dahili hastalıkların varlığında tekrar meme yapımı ameliyatlarının geç

Rekonstrüksiyonun zamanlaması oldukça önemlidir. Doğru tercihin yapılması, plastik cerrah ile hasta arasındaki ve tedavi ekibinin diğer üyeleri, özellikle de onkolojik cerrah arasındaki iletişime ve doğru bilgi alışverişine bağlıdır

Tekrar meme yapımı ameliyat yöntemleri

Mastektomi sonrası ideal bir meme rekonstrüksiyonu yöntemi aşağıdaki özellikleri taşımalıdır:

� normal meme görünümünde ve dokusunda bir meme oluşturulabilmeli;

� diğer meme ile simetri sağlanabilmeli;

� uzun dönemde kalıcı sonuçlar elde edilebilmeli;

� kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulamalarında herhangi bir gecikmeye yol açmamalı;

� gerek mastektomiden hemen sonra, gerekse geç dönemde uygulanabilir olmalı;

� hastaya ilave riskler getirmemeli, eğer getiriyorsa bu riskler kabul edilebilir düzeyde olmalıdır.

Aday bir hasta için seçilebilecek çok sayıda cerrahi seçenek mevcuttur. MSMR yöntemleri genel olarak iki başlık altında toplanabilirler : protez ve hastanın kendi dokuları (otojen dokular) ile yapılan onarımlar . Ameliyat şeklinin seçiminde,onarımın ne zaman yapılacağı, hastanın genel sağlık durumu, yaşı, vücut özellikleri, yapılan mastektominin özellikleri, radyoterapi uygulanıp uygulanmadığı, diğer memenin durumu, hastanın tercihleri ve plastik cerrahın alışkanlıkları gibi birçok faktör rol oynar .

Meme küçültmesi yapılarak tümörün alınması

Büyük memeli kadınlarda gelişen meme kanserlerinde aynı anda hem meme kanserini almak ve her iki memeyi de ideal ölçülere küçülterek hastayı ameliyathaneden mutlu çıkarmak mümkündür.

Hastalar bu yöntemle hem kanser ameliyatlarını olurken, yıllardır büyük meme nedeniyle yaşadıkları sorunlardan (meme ağrısı,sırt ağrısı, omuz ağrısı, hareket kısıtlılığı,meme altında geçmeyen pişikler,omurga eğriliği riski v.b.) kurtulmaktadırlar.

Protez kullanılarak yapılan meme onarımı

Silikon meme protezleri jel ve içi serum fizyolojik (tuzlu su) ile doldurulan olmak üzere başlıca iki tiptir. Her iki protez tipinde de dış yüzey silikon bir çeperden oluşmakla birlikte içerik farklıdır. Hastanın durumuna göre doğrudan protez yerleştirilerek onarım yapılabildiği gibi,önce göğüs duvarındaki yumuşak dokuları genişletmek için “doku genişletici “adı verilen balon yerleştirilir,bilahare bu balon çıkarılarak yerine kalıcı protez konur. Protezi ile meme onarımı,ameliyat süresi kısa ve teknik olarak görece basit bir yöntemdir . Bu ameliyat ile vücuda yabancı bir cisim yerleştirilmektedir. Bu tür onarımlarda enfeksiyon (% 1 oranında), dıştaki silikon çeperin yırtılması ve bunun sonucu ortaya çıkabilecek silikon sızması ya da protezin sönmesi gibi sorunlarla karşılaşılabilir. Bu yöntemin diğer bir sakıncası ,silikon protez çevresinde sert doku gelişmesi halinde memenin yeterince doğal olmamasıdır.

Hastanın kendi (Otojen) dokuları ile meme onarımı

Hastanın kendi dokuları ile yapılan meme onarımı , özellikle silikon üzerinde ortaya çıkan şüphelerden dolayı artış göstermiştir. Bu tip onarımlar daha karmaşık ve tecrübe isteyen ameliyatlardır.Otojen doku olarak sıklıkla sırt ve karından hazırlanan dokular kullanılır.Bunlar;

1. Sırt yan tarafındaki kas (latissimus dorsi kası) ve üzerindeki deri kullanılır.Bu takdirde sırttaki ameliyat izi sütyen altında gizlenir. Kasın kullanılmasının vücuda herhangi bir zararı yoktur. Nispeten kolay bir ameliyattır.

2. Karın alt bölümündeki deri ve deri altı dokusu ,karın ön duvarındaki kaslardan birisi (transvers rectus abdominis kası �TRAM-) kullanılarak saplı veya serbest olarak (serbest doku aktarımı-mikrocerrahi) meme bölgesine taşınır. Bu ameliyat sırasında hastaya aynı zamanda estetik karın ameliyatı da yapılmış olur. Bu ameliyat yukarıdakine oranla daha karmaşıktır ve tecrübe gerektirir.

Otojen dokular içerik olarak meme dokusuna daha çok benzerler. Bu özellikleri sayesinde, otojen doku ile yapılmış memenin fiziksel davranışı doğal memeye daha çok benzerlik gösterir, duyu hissi de daha iyi oluşmaktadır. Ameliyat sonrası dönemde, izlerin solması ve kullanılan dokuların yumuşaması ,zamanla memnuniyet duygusunu arttırır. Otojen dokular özellikle kilo alıp vermelere normal meme gibi yanıt verirler. Bunun sonucu, onarım sonrası aşırı kilo alma ya da verme durumunda iki meme arasında asimetri görülmez.

Meme başı onarımı

Tekrar meme yapımı ameliyatları, meme başı onarımı ile tamamlanır.Bu işlem için ayrı bir ameliyat gerekir.Meme ucu ,bölgedeki dokulardan yapılır.Çevresindeki koyu renkli alan için döğme yapılabildiği gibi,karşı meme başından ya da kasıktan alınan serbest deri kullanılabilir.

Sonuç olarak, günümüz plastik cerrahi ve onkoplastik cerrahi ameliyat teknikleri kaybedilen memenin anında veya daha sonraki herhangi bir dönemde yeniden yapılmasına imkan sağlamaktadır.

Onkoplastik cerrahi açısından,uygun hastanın ve cerrahi yöntemin seçilmesi ve doğru zamanda uygulanması başarılı onarım için temel ilkedir ve bu da onkoplastik cerrahın hasta ve tedavi ekibi iyi iletişim kurabilmesi ve işbirliği yapabilmesi ile mümkündür.

Meme kanseri tanısı almış bir hastanın, mastektomi ameliyatı sırasında ya da hayatının herhangi bir döneminde meme onarımı seçeneğinden haberdar edilmesi ve bu konuda bilgilendirilmesinin kadın açısından önemli olduğu bir gerçektir. Anında onarım için plastik cerrahın “meme kanseri tedavi ekibi”ne dahil edilmesi , geç onarım için hastanın plastik cerrahi ile birlikte değerlendirilmesi,hastanın bilgi sahibi olması ve karar vermesi açısından önemlidir.

Opt.Dr.Ceyhun İRGİL
Meme � Guatr Merkezi
Genel Cerrahi Uzmanı

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=4454

ORGAZM OLAMAMA (KADINLARDA)

June 14th, 2009 by kadinsagligi

Anorgazmi (kadınlarda orgazm olamama), orgazma ulaşmayı hiç öğrenmemiş olma (preorgazmı veya primer anorgazmi) veya orgazm olabilme yeteneğini kaybetme (sekonder anorgazmi) şeklinde görülebilir. 25 yaşını bitirmiş kadınların % 10 unun orgazma ulaşmayı hiç öğrenmedikleri öne sürülmektedir.

Primer Anorgazmi (Preorgazmi)

Orgazm olmayı “öğrenme”, batı dünyasında yaygın olan cinsel yasaklayıcı kültürlerin bir komplikasyonu sayılabilir. Kadınların çoğu, orgazm olabilmeyi güvenilir bir eşle, toplumca onaylanan güvenilir, emniyetli ve özel bir çevrede öğrenebilirler.

Bazı kadınlar, ilk cinsel deneyimlerinde orgazm olabildikleri hal-de bazıları da bunu hiçbir zaman gerçekleştiremezler. Kendi kendine veya arkadaşlarından görerek masturbasyon yapan okul öncesi kız çocukları da, preorgazmi terapi gruplarına katılan 70-80 yaşındaki kadınlar da, orgazm olmayı öğrenebilirler. Seks terapistleri, fizyolojik olarak orgazm olabilme yeteneği bulunmayan kadınların olduğuna inanmamaktadırlar. İlk kez orgazm olmayı öğrenmek, her istediğinde orgazm olabilmeyi öğrenebilmekten daha kolaydır.

Primer anorgazmisi olan kadınların bir kısmının, cinsel coşku düzeyleri pek yüksek değildir ve cinsel ilişkinin sadece “hoş” olduğunu düşünürler. Dokunulmak, öpülmek, okşanmak, ilgi çek-mek ve beğenilmek onlar için çoğu kez yeterlidir. Diğer taraftan, yüksek düzeyde cinsel tepki gösteren fakat orgazm olamayan kadınlarda bu durum büyük gerginlik yaratır. Emosyonel irritabilite, huzursuzluk ve vasküler genişlemeye bağlı pelvik ağrılar ortaya çıkabilir.

Orgazm varlığına veya yokluğuna ilişkin öykü alırken, önemli olan, kadının yüksek düzeyde cinsel gerginlik ve coşkudan sonra rahatlama ve gevşeme hissi duyup duymadığının sorulmasıdır. Orgazm tanımı bireylere göre çok değişkendir, bazı kadınlar bu de-neyimi tanımlayacak sözcük bulamazlar. Karakteristik olarak, yük-sek gerginliği izleyen rahatlama ve gevşeme orgazmın evrensel bir göstergesidir.

Orgazma ulaşamayan kadınlarda, aşağıdaki sorunlardan bir ve-ya birkaçı mevcuttur:

l-Sosyo kültürel yasaklamalar, “Sen yapmamalısın… Bu yasak-lamaların en azından bir bölümü, yoğunluğu farklı da olsa, evrenseldir. Bu sosyo kültürel yasaklamalar, öğretici olabilecek masturbasyon veya diğer şekil cinsel deneyimleri de engeller.

2-Bilgisizlik. Seks ve cinselliğe ilişkin bilgi eksikliği, normal cin-sel gelişmeyi önemli ölçüde engeller. Yaşamın hemen hemen tüm diğer konularında çocuklarımıza, bunları kullanabilecek duruma gelmeden çok önce, önemli ölçüde bilgi sağlarız. Buna karşılık geleneksel kültürel yapımızda, cinsel bilgisizlik, özellikle kadınlar için bir erdemdir. Neyse ki bu yapının yavaş da olsa değişmekte olduğunu görüyoruz.

3-Duyarlı, bilgili, sıcak, yaşamı seven bir kadının, nasıl olduğuna ilişkin yeterli rol modelinin bulunmayışı. Çoğu zaman böyle bir rol modeli olarak anne, teyze, abla seçilirse de bazı kızlar başka kadınları da alabilirler. Eğer uygun bir rol modeli yoksa, adolesan çağındaki kızların gelişimi önemli ölçü-de engellenir.

4-Aşırı dinsel inançlar. Din adamlarının önerilerinin ötesinde dinsel inançlar taşıyan kadın veya erkekler, cinsel açıdan da-ha az aktif olabilirler. Ancak, l00.000 kadın üzerinde yapılan Redbook araştırmasına göre, dini inançlarına daha bağlı olduklarını söyleyen kadınların, kendilerini Allah a inanmayan veya dinsiz olarak niteleyenlere göre cinsel açıdan daha aktif oldukları saptanmıştır. Bu nedenle cinsel fonksiyonları, dine bağlılığın değil, aşırı veya nörotik dinsel inançların olumsuz yönde etkilediği söylenebilir.

5-Güvenilir, emin, sosyal açıdan kabul edilebilir ve özel bir atmosferde, ödüllendirici ve destekleyici koşullarda deneyime girişme olanağını bulamama.

6-Eşin erken ejakülasyon sorunu olması (5. faktörle ilgili)

7-Eşin ereksiyon sorununun olması (5. faktörle ilgili)

Bu yedi faktör içinde en önemli olanlar ilk ikisidir.

Orgazm olmayı öğrenmek tek başına, bir eş ile birlikte, terapi grubunun bir üyesi olarak veya danışmanlık hizmetleri sonucunda, gerçekleştirilebilir. Eşin varlığı olmaksızın, kendi kendine stimülasyon, öğrenme sürecini büyük ölçüde kolaylaştırır. Kendi kendine stimülasyonu kabul etmeyenler ise, basınçlı bir su kaynağı veya vibrator kullanarak orgazm olmayı öğrenebilirler.

Sekonder Anorgazmi

Geçmişte orgazmik fonksiyonlar var iken, daha sonra bu yeteneğin kaybedilmesine sekonder anorgazmi denir. Orgazm olabilme yeteneğini yitiren kadınların çoğunda bir nedensel olay vardır. Bu olay alkolizm, depresyon, üzüntü, ilaçlar, hastalık, veya menopoza ilişkin östrojen azlığı olabilir. Neden, kadının cinsel değerler sistemini zedeleyen herhangi bir olay da olabilir.

Dikkatle soruşturulduğunda hemen her kadın, kendisinden, eşinden, ilişkilerinden ve cinsel etkileşimlerinden neler beklediğinin bilincindedir. Bunlar kabaca, biyofiziksel ve psikososyal gereksinimler olarak sınıflandırılabilir. Bu gereksinimler doyurulmadığı sürece kadın cinsel açıdan tepkisiz kalacaktır. Karşılanmamış bir gereksinimin farkına varılıp düzeltildiğinde sorun genellikle çözülür. Bu cinsel değerler sıcak, rahat ve özel bir yer gereksinimi kadar basit olabileceği gibi, güven, aşk, saygı ve içtenlik gereksinimi gibi, çok daha karmaşık olabilir.

Koşula Bağlı Anorgazmi

Bazı kadınlar, bazı özel durumlarda, orgazm oldukları halde, koşullar değiştiğinde orgazma ulaşamazlar. Çok sayıda kadın kendi kendine stimülasyon, eşinin elle veya oral stimulasyonu veya vibratör kullanarak orgazm olabildikleri halde, sadece penis-vajen ilişkisiyle orgazma ulaşamazlar (veya kadın, sadece belli bir eş ile orgazm olabilir). Bu gibi durumlar hastalık olarak ele alınmamalı, normal cinsel davranış sınırları içinde kalan bir varyasyon olarak kabul edilmelidir. Ancak kadın, bu cinsel davranışının değişmesini istiyorsa yardım önerilmelidir.

Bu tür yakınmaları olan kadınlar, tek başlarına veya eşleri ile birlikte, orgazm olmasını önleyen faktörlerin neler olduğunu belirlemeye çalışmalıdırlar. Bu faktörler yorgunluk, başka duygusal bozukluklar, cinsel ilişkide bulunmak istemediği halde zorlanma veya eğinin cinsel fonksiyon bozukluğu olabilir. Kadına, gereksinimlerini eğine daha iyi anlatması, sorunu nedeniyle endişelenmemesi, başarmaktan çok, duygularına önem vermesi ve istemli kas kasılmaalrını artırması öğütlenebilir.

Bu gibi insanlarda, “kadın üstte” olduğu pozisyonlar önerilebilir. Bu pozisyon klitorisin penis tarafından daha çok uyarılmasına ve kadının hareketlerini daha iyi kontrol edebilmesine olanak sağlar. Ayrıca, “köprüleme”de yararlı bir teknik olabilir.

“Köprüleme”, başarılı olan cinsel uyarı tekniğinin, istenen teknikle birlikte kullanılarak vücuda, istenen teknikle orgazm gerçekleştirmenin öğretilmesidir. Örneğin, el stimulasyonu ile orgazm olduğu halde penis-vajen ilişkisinde bunu başaramayan kadınlara, düzenli olarak, bu iki tekniğin birlikte uygulanması önerilir. Bu eğitim süreci, çoğu kez bir yıldan uzun süre alır.

Raslantısal Anorgazmi

Bazı kadınlar, orgazm olabildikleri halde, orgazm sıklığını kendileri için yeterli düzeyde bulamayabilirler. Daha sık orgazm olabilmeyi isteyen bu kadınlar, genellikle gergin ve dikkatleri kolayca dağılabilen bir yapıya sahiptirler veya tepkilerini artıracak kas kasılmalarını kullanmazlar. Bu tip kadınlar, kontrollerini kaybetmekten, içgüdüleri ile hareket etmekten hoşlanmazlar. Yaşamlarının diğer alanlarında da kontrollü hareket etme isteği ön plandadır, çoğunlukla konularında uzman, saygın, çeşitli mesleki ve sosyal kurumlarda sorumluluk alabilen kadınlardır. Ev hanımı olarak titizdirler. Diğer taraftan, seksten çok fazla hoşlanmazlar. Terapi, cinsel duyguları her zaman kontrol etme gereksiniminden vazgeçmeye yönelmelidir.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=139

PANİK BOZUKLUK BAYANLARDA DAHA YAYGIN

June 14th, 2009 by kadinsagligi

Cumhuriyet Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, panik bozukluğu, kadınlarda, erkeklere oranla daha fazla görülüyor.

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Doğan, Sivas ta yaptıkları araştırmada, kadınların yoğun korku ve huzursuzluk durumu olan panik bozukluğuna sahip olma oranının, erkeklere göre yüksek olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

Araştırmada kentteki kadınların yüzde 7.3 ünde panik bozukluğu olduğunu tespit edildi. Bu oran erkeklerde ise yüzde 2.36 olarak belirledi.

Araştırmalarında Sivas ta bu rahatsızlığın yaşam boyu yaygınlığını da yüksek tespit ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Doğan, kentte yaşam boyu panik bozukluğu yaşayanların oranını yüzde 5.1 olarak saptadıklarını söyledi.

Nedenleri

Hastalığın, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal fobi ve diğer fobiler, saplantı-zorlantı bozukluğu, madde kullanımına ya da vücutsal hastalığa bağlı kaygı bozukluklarında görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Doğan, “Bir panik atak sebepsiz olarak aniden başlayabileceği gibi, belli bazı durum ya da ortamlarla ilişkili de olabilir. Örneğin, korkulan bir hayvan, kalabalık ortamda faaliyet gibi bir durumu takiben de başlayabilir” dedi. Panik bozukluğunun, agorafobili yada agorafobisiz olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Agorafobili panik atak hastalarında, tek başına dışarıya çıkamama ve yanlarına başka bir kişiyi de alma, kalabalık caddelerden geçememe, kalabalık mağaza, marketlere girememe, kapalı ortamlar ve kapalı araçlardan kaçınma gibi rahatsızlıklar yaşanabilir. İleri aşamalarda kişiler evlerinden çıkmayı reddedip, çevrelerindekileri de kendileri gibi evde tutmaya zorlayabilirler. Böylece sosyal ilişkiler bozulup, boşanmalara yol açabilir.”

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=2097

PAP SMEAR TESTI

June 14th, 2009 by kadinsagligi

1940 lardan bu yana, rahim boynu kanseri olan kadınlarda ölüm oranı yüzde 70 azaldı. Bunun en önemli nedeni, kadınların çoğunun PAP Smear testi ile taranmasıdır. Tamamen yanılmaz bir yöntem olmasa da, bu test rahim boynu kanserinin yüzde 95 ini ortaya çıkarır.

Daha önemlisi, bunları çıplak gözle görülemeyecek, ama tedavi edilebilecek ve hemen hemen her zaman iyileşebilecek bir safhadayken ortaya çıkarır. PAP Smear testi bazen bir endometrial kanser veya yumurtalık kanserinin varlığını da gösterebilir.

İlk PAP Smear test, cinsel ilişkiye başladıktan hemen sonra, ikincisi bir yıl sonra yapılmalıdır. İkisinin sonucu da normalse, ondan sonraki smear testlerinizi doktorunuzla kararlaştıracağınız aralıklarla yaptırabilirsiniz. Ancak yüksek risk grubuna giriyorsanız, yılda bir defa test yaptırmanız şarttır. Yüksek risk grubuna girenler; cinsel ilişkiye 18 yaşından küçük başlamış, birçok kişiyle cinsel ilişkide bulunmuş, herpes ve sigil gibi cinsel ilişkiyle bulaşan hastalık geçirmiş olan kadınlardır. PAP Smear testi yaptırmayı 60 yaşına geldiğinizde (ve 60 ıncı yaş gününüzden itibaren iki defa normal smear sonucu almışsanız) bırakabilirsiniz.

Eğer anneniz size hamileyken DES denilen sentetik östrojen aldıysa yüksek risk grubuna dahilsiniz demektir. 14 yaşından başlayarak (hatta daha erken adet görmüşseniz daha önce) yılda en az bir defa smear testi yaptırmanız gereklidir.

Rahim boynunun büyük bir bölümüne yayılmış ve rahime atlamış olan bir kanserde radikal histerektomi yapılır. Doktor rahimi (rahim boynuyla birlikte), vajinanın üst kısmını, etraftaki dokuların bir bölümünü, lenf düğümlerini ve fallop tüplerini alır, ancak genç kadınlarda yumurtalıklardan biri veya her ikisi de yerinde bırakılır. Sonra radioterapi uygulanır. Lenf düğümlerine yapılan biopsi, kanserin yayılmış olduğunu gösterirse kemoterapi de yapılabilir.

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=747

POLIKISTIK YUMURTALIK

June 14th, 2009 by kadinsagligi

Polikistik (çok kistli) yumurtalık, genç kadınlara özgü bir hastalıktır. Çoğunun ergenlik çağında hiçbir zaman normal adet kanaması olmamıştır ve sonunda da kanamalar tamamen durmuştur (bazılarında hiç başlamamıştır). Yüzleri oldukça tüylüdür ve çoğunlukla şişman olurlar. Kanama olursa çok şiddetli kramplar görülür. Henüz anlaşılamamış nedenlerle, yumurtalıklarında foliküller bulunduğu halde, bunlar yumurta çıkaracakları yerde kistler oluşturmaktadırlar. Sonuçta her iki yumurtalık da küçük kistlerden oluşan bir kitle haline gelir. Bu seyrek görülen bozukluğa Stein-Leventhal sendromu da denir. Kısırlığa neden olursa da genellikle tedavi edilebilir.

Belirtiler

- Düzensiz adet kanamaları;

- Kısırlık;

- Yüzde olağandışı tüylenme.

Teşhis

Alt karın muayenesi sırasında, doktor yumurtalıkların büyümüş olduğunu farkedebilir. Kan testleri ile anormal miktarlarda bulunan hormonlar teşhise yardımcı olur.

ilaç Tedavisi

Hamile kalmak istemiyorsanız, doktor doğum kontrol hapı veya “medrosiprogesteron” gibi hamileliği ve rahim duvarlarında kanser öncesi değişikliklerin gelişmesini önleyen uzun süre etkili progesteronlar verir. Hamile kalmak istiyorsanız, doğurganlığı teşvik edici bir ilaç verilir. Klomifen, yüzde 70 hamileliğe ortam hazırlamaktadır. Bu ilacı alanların % 35 i sonuçta hamile kalabilmektedir. Bu ilaç yararlı olmazsa, doktor gonadotropin verebilir.

Ameliyat

İlaca karşın hamilelik gerçekleşmezse doktor yumurtalıklardan üçgen şeklinde bir kısım çıkarır (Wedge resection).

http://www.hekimce.com/index.php?kiid=749